islami chat islami sohbetler islami sohbet bizim mekan

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER: "Suç Artıyor, Suçluluk Azalıyor"

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER:

Modern toplumun en sessiz ama en tehlikeli değişimlerinden biri, suçun artması değil, suçluluk duygusunun azalmasıdır.

Modern toplumun en sessiz ama en tehlikeli değişimlerinden biri, suçun artması değil, suçluluk duygusunun azalmasıdır.
Bugün insanlar geçmişe göre daha fazla kural ihlali yapıyor, fakat geçmişe göre daha az vicdan azabı çekiyor. Bu durum yalnızca bireysel ahlak zayıflamasıyla açıklanamaz; bu, modern toplumun yapısal dönüşümünün bir sonucudur.
Bir zamanlar insan davranışını sınırlayan en güçlü mekanizma hukuk değil, vicdandı.
Bugün ise vicdan geri çekilmiş, onun yerini yalnızca yaptırım korkusu almıştır.
Helmut Plessner göre modern insanın en büyük kırılmasını, içsel sınırların zayıflaması olarak tanımlar.
Plessner’e göre insan dış kurallarla değil, içsel ölçülerle insan kalır. İç ölçü kaybolduğunda, hukuk tek başına toplumu ayakta tutamaz.
Bugün yaşanan tam olarak budur.
Suçun Tanımı Değişmedi, Suçluluğun Anlamı Değişti
Modern toplumda insanlar neyin suç olduğunu bilmemektedir diyemeyiz.
Kanunlar ortadadır, kurallar ortadadır, yaptırımlar ortadadır.
Değişen şey bilgi değil, duygudur.
Franco Ferrarotti ise modern insanın ahlaki referanslarını kaybettiğini ve bu nedenle davranışlarını artık vicdana göre değil, sonuca göre değerlendirdiğini söyler.
Bugün birçok insan için bir eylemin yanlış olup olmadığı şu sorularla ölçülüyor:
• Bana zarar verir mi
• İtibarımı zedeler mi
• Yakalanır mıyım
• Ceza alır mıyım
Bu soruların hiçbiri vicdanla ilgili değildir.
Hepsi sonuçla ilgilidir.
İşte bu yüzden modern toplumda suç azalmaz, sadece şekil değiştirir.
Utanç Kültüründen Görünürlük Kültürüne
Geleneksel toplumlarda insanı durduran şey yasa değil, utançtı.
Bugün ise insanı durduran şey utanç değil, ifşa edilme korkusudur.
Jean Baudrillard göre modern çağda insanların gerçek ahlaktan değil, görüntüden korktuğunu söyler.
Baudrillard’a göre modern insan için en büyük ceza suç işlemek değil, saygınlığını kaybetmektir.
Bu nedenle birçok kişi yanlış yapmaktan değil, görünmekten çekinir.
Görünmediği yerde ise sınırlar hızla ortadan kalkar.
Bu durum suçun azalmasına değil, içselleştirilmemesine yol açar.
Normların Zayıfladığı Yerde Suç Artar, Vicdan Azalır
Toplumsal düzen yalnızca yasalarla kurulmaz.
Düzen, ortak değerler, ortak utanma duygusu ve ortak sorumluluk bilinci ile ayakta kalır.
Piotr Sztompka ise toplumsal güvenin zayıfladığı toplumlarda insanların kurallara uymayı ahlaki değil, stratejik bir davranış olarak gördüğünü belirtir.
Yani kişi doğru olduğu için değil, zorunda olduğu için doğru davranır.
Bu noktada suç ortadan kalkmaz.
Sadece fırsat bulduğunda ortaya çıkar.
Çünkü iç denetim yoksa, dış denetim yetmez.
Modern İnsan Kendini Suçlu Hissetmemeyi Öğreniyor
Bugünün insanı hata yapmıyor değildir.
Ama hata yaptığında kendini suçlu hissetmemeyi öğrenmiştir.
Nils Christie göre modern toplumda suçun sıradanlaşmasının en büyük nedeninin, insanların yaptıkları eylemleri kişisel sorumluluk olarak değil, koşulların sonucu olarak görmesi olduğunu söyler.
Artık insanlar şöyle düşünmektedir:
• Herkes yapıyor
• Sistem böyle
• Mecbur kaldım
• Başka çarem yoktu

Bu düşünceler suçun bahanesi değil, suçluluğun kaybıdır.
Suçun olduğu yerde pişmanlık yoksa,
orada yalnızca ihlal vardır, ahlak yoktur.
Asıl Tehlike Suçun Artması Değil, Suçluluğun Kaybolmasıdır
Toplumlar suçla yaşayabilir.
Hiçbir toplum tamamen kusursuz değildir.
Ama suçluluk duygusu ortadan kalkarsa,
toplum sadece kuralların olduğu bir kalabalığa dönüşür.
İspanyol filozof José Ortega y Gasset
kitle insanının en büyük özelliğinin, kendini sorgulamaması olduğunu söyler.
Kendini sorgulamayan insan suç işleyebilir.
Ama kendini suçlu hissetmeyen insan, yaptığı şeyi sorun olarak bile görmez.
Bugün yaşanan kriz tam olarak budur.
Suç artıyor,
ama daha tehlikelisi,
suçluluk azalıyor.
Ve suçluluk duygusunun olmadığı bir toplumda,
kanunlar kalır,
ama vicdan kaybolur.
Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER