Suç! ve Ceza?
Şüphesiz her hayır gördüğümüzde şer olabileceği gibi , her şer gördüğümüzde de bir hayır çıkabilir…
İslam çoğrafyalarında bu gün şer gibi görünen yaşanılan küresel kabus fırtınasından belkide esen bir yele, gecenin zifiri karanlığından ebedi şafağın müjdesine belkide uyanabiliriz
Belkide siyonist iblis fillerinin üzerimize gönderilmesini bir hikmet olarak telakki edip, ebabil kuşlarının nimetinden nasiplenerek yeni bir güne ve yeni bir çağa yine yeniden uyanabiliriz
Tabiki ders çıkarabildiğimiz, ibret alabildiğimiz takdirde…
Şunu kafamıza iyice yerleştirmemiz gerekiyor ki , Yüce Allahın ilahi hükümleri evrensel nitelikte tüm insanlığın sosyal ve içtimai hayatına ahlak ve adalet temelinde tanzim edebilecek mesajlar yüklü olmasına rağmen
Bu ilahi hükümleri içselleştirmektense , İslamın evrensel mesajlarını, bazı etnik ve inanç temelli imtiyazlı gurupların, örgütlerin, mezheplerin, aşiret, tarikat, Cem ve cemaatlerin izdişümünde ve insafında dinin tekellendirilmesi, siyasal araçsıllaştırılması yaşanan bu buhran ve kaosun en bariz sebebidir
Yaşadığımız Çağımız, akılcı ve bilimsel düşünme çağı olmasına rağmen , binlerce yıl öncesinden totemist bir felsefe ile dini kendi iktidarlarının, güçlerinin , varlıklarının devamı için araçsallaştıranların sonunu ve helakini sağlayacak bir hayrada ulaşılabilir…
Belki İslam toplulukları üzerine kara kabus gibi çöreklenen Siyonist- Emperyalist Batılıları sömürgeci diye eleştiriyoruz!
Fakat galiba şunu kaçırıyoruz oryantalist emelleri ile üzerimize karabulut gibi çöken batılılar öncelikle kendi insanlarını sömürmüyorlar.
Sömürü emellerini kendi insanlarının menfaatleri adına kendinden olmayanlara karşı araçsıllaştırıken
Biz İslam toplulukları ise kendi kendimizi , kendi insanımızı öncelikle sömürmekte maalesefki birbirimizle yarışıp bizden olmayanlara karşı ise sömürgeci olmadığımız noktasında Rüştü’müzü pekte güzel ispatlıyoruz
Tüm insanlık için İslam en büyük İmkan iken, ve yaşadığı her dönemin ve çağın modern insanını , modern İslam felsefesi ile temellendirmesi gerekirken, kendi güçlerine ikame dinlerini islam adına araçsallaştıran güruhların elinde ve insafında maalesefki yaşadığı çağın en çağdışı müstemleke insanı haline gelmesini sağlamaktan öteye geçmemiştir
İslam toplulukları aklın ve ilmin rehberliğinde modern islam düşüncesi ile demokratik siyaset arasında sağlam bir köprü kurmayı başarmak varken belirli dini ve etnik totaliter guruhlara aklını ve iradesini ipotek ettirerek kendi kaderini kendi iradeleri ile tayin etme imkanını bile bulamamış lakin bedelini çok ağır bir şekilde ödemeye devam etmeninde tarihini yazmışızdır maalesef
Aslında Modern İslam düşüncesi İslam’ı ne donmuş bir gelenek ne de Batı’ya eklemlenmiş bir ideoloji olarak görmemek olmasına rağmen , gelenekçilik ve yenilikçilik kavramları arasında asırlardır devam eden meydan muharebeleri ile biz Müslümanlar dinen, fikren, ekonomik ve beşeriyetin kendi kendimizi hunharca ve doyumsuzca suistimal- istismarla sömürmenin bedellerini top yekün ödüyoruz
Dün farklı islam ülkeleri bugün İran belki yarın Türkiye.?
Aslında İslam İnsanlar arasında ahlak , inanç ve adalet temelinde hiçbir ayrım ve imtiyazlı bir ayrılık , farklılık öngörmezken hatta bu sakileri ortadan kaldırmayı hükmetmesine rağmen
Sınıf farklılıklarının her toplumsal müessesede vücut bulması gibi bir garabetle Dini kendi satış tekellerinde süpermarket sahiplerinin elinde farklı kalite ve fiyat tarifeleri çerçevesinde en önemli ve etkin sönürü aracı haline getirilmiştir
“Modern islam düşüncesinde İslam, camide ibadet, devlette adalet, sokakta ahlâkı temellendirmeye çalışırken neredeyse her camide farklı bir din tahakkümü çerçevesinde insanlarımız arasında inanç - ahlak ve adalet temellerinde farklı fiyat tarifeleri ile farklı taiflere zemin hazırlayarak İslam birliğinin önüne geçilmesi bu sömürünün asıl sonucudur.
İslamın evrensel mesajında aklı ve iradeyi yok sayan teokratik , totaliter devlete karşı olmasına rağmen ve yine dinsiz bir kamusal alanıda redderek, Kainatın Efendisi Peygamberimiz ben Güzel Ahlakı tamamlamak üzere gönderildim ilahi görevi ile tüm insanlığa Ahlakı refere etmiştir ve dinin araçsallaştırılmasından ziyade evrensel yol gösterici olarak anlaşılmasını ve yalanmasını yaşantısı ile aslında vahyetmiştir
Bu yüzden şunu çok net söylemek gerekiyor ki
“İslam bir devlet biçimi değil, bir ahlâk ve hayat görüşüdür.”
Bugün “İslam devleti” diye bağıran ve güçlerini ikame ettikleri çeşitli etnik ve dini örgütsel yapılar ile devlet olduklarını farz eden kendi toplumuna cellat olmaktan öteye geçmeyen bütün örgütsel yapıların süratle İslam çoğrafyalarından ve tüm Müslümanlardan uzaklaştırılması İslam alemi için öncelikli kurtuluş ve felah olacaktır.!
Velhasıl Gazze’nin , Filistin’in , Irakın, Suriye’nin , Libya’nın , Afganistan’nın , Pakistan’ın velhasıl cümle İslam çoğrafyasının ve İslam Aleminin birliğinin asıl Celladı ; İslamın Ahkamını kesen etnik , mezhebi ve dini örgütlerdir…
İslamın asıl düşmanı; Cenab’ı Allah’ın ilk emri Oku’yu yaşamına tanzim edemeyip, aklı ve tefekkürü felsefelendiremeyip islam toplumlarını cehalete ve körürü körüne taasubiyete mahkum ve mecbur bırakan eğitim sistemleridir.!
Ve bugün maalesef aklı ve bilmi rehber edinmiş ve çağa dair her nevi teknolojik üstünlüğü ile dünyaya ve tüm insanlığa diz çökerten ; Fiili duayı yani çalışmayı, üretmeyi, bir tarafa bırakıp sadece kavli duayı Allah’a havale eden, dua zincirleri ile ebabil kuşlarının siyonist filler üzerine taş yağdıracağını bekleyen, anlamını bile bilmediği ve yaşamına asla tanzim edemediği Fatihalarla. Fetih süreleri ile, yasinler ile, hatimler ile , İlahiler ile Fethi ve savaşı kazanacağını düşünen biz zavallı Müslümanlardır
Cümle İslam aleminin ve Müslümanların küçük cihad havarisi cellatların tazyik ve tahriklerini bertaraf edip önce asıl büyük cihadı kendi nefsi ile yapıp kazanamadıktan sonra , aklı-bilmi , ahlak ve adaleti tüm islam aleminde temellendiremediği müddetçe bu zulme karşı bırakın mücadele etmeyi , direnme palavralarını Ortak ve paye olmaktan başkada bir şansı yoktur vesselam





